Salâvâti’l-Kübra

Eki

3

2011

TÜRKÇE OKUNUŞU: Allahumme salli ve sellim efdale salâtike Ve evfâ selâmike Salâten ve selâmen Yetenezzelâni min ufuki kunhi bâtıni’zâtî ilâ feleki semâi mezâhiri’l-esmâi ve’s-sıfâti Ve yertekiyâni inde sidreti munteha’l-ârifine ilâ merkezi celâlî’n-nûri’l-Mubîn Alâ seyyidinâ ve Mevlânâ Muhammedin Abdike ve Nebiyyike ve Rasûlike ilmi yakîni’l-ulemâi’r-rabbâniyyîn Ve ayni yakîni’l-hulefâi’r-râşidîn Ve hakki yakîni’l-enbiyâi’l-mukerramîn Ellezî tâhet fî envâri celâlîhi ulû’l-azmi mine’l-murselîn Ve tahayyerat fî derki hakâikihi uzemâi melâiketi’l-muheyminîne’l-munezzeli aleyhi fi’l-Kur’âni’l-Azîm Bilisânin arabiyyin mubîn Lekad mennallâhu ale’l-mu’minîne iz bease fîhim Rasûlen min enfusihim yetlû aleyhim âyâtihi ve yuzekkîhim ve yuallimuhumu’l-kitâbe ve’l-hikmete ve in kânu min kablu lefî dalâlin mubîn.


KISACA MÂNÂSI: “ALLAH’ım! En fazîletli salâtınla ve en vefâlı selâmınla salât ve selâm et! Öyle bir salât ve selâm ki o ikisi, Zâtıyın bâtınının ufuk-u künhünden (özünün özünden, nihâyetinden), sıfat ve Esmâların mazhariyet semâsının feleki (eşyânın ilk oluşum noktası, yörüngesi) ne inen;
Ârif lerin sadrının nihâyetine (sidret-i müntehasına, irfânlarının son ucuna, akdes noktasına) EL MUBÎN (celle celâlehu)’nun Celâl nûrunun merkezine (Nûr-u Muhammed) yükselen, bir salât ve selâm olarak Efendimiz ve Sâhibimiz Muhammed salallâhu aleyhi ve sellem’e olsun!
O zât ki Rabbânî Âlimlerin ilme’l-yakînince (yakîne ulaşan ilimlerince), Râşid Halîfelerin ayne’l-yakînince (yakîni görüşünce, aynînca) ve mukarreb (Zâtına yakın) peygamberlerin hakke’l-yakînince (hak olan yakınlarınca), kulun peygamberin ve Rasûlundur!
O, öylesine bir zât ki O’nun Celâl nûru içinde (husûsunda), mürsellerden (peygamberler v.d.) ulu’l-azm ~ALLAH’ın emirlerine ve murâdına en ziyâde dikkat gösteren Azîm (kesin niyet) sâhibi peygamberler ki Nûh aleyhi’s-selâm, İbrâhim aleyhi’s-selâm, Mûsâ aleyhi’s-selâm, Îsâ aleyhi’s-selâm olanları bile ıssız çölde kalmış gibi yolunu şaşırır;

Kendisine EL MUHEYMİN’in celle celâluhu (hep HAYY ve her korkudan emin kılan : Hayy aman!) Azîm (ulu) meleklerince açık seçik beyân edici Arabça bir lisanla indirilen Kur’ân-ı Azîm’de O’nun hakîkatlarını (Hakîkat-ı Muhammedîyye) anlama (kavrama) husûsunda (herkesi) hayretlere düşüren Muhammed salallâhu aleyhi ve sellem!”

Etiketler:, , , ,

Kategorisi: SALAVAT-I ŞERiFELER Yazar:




Yorum Yapmak icin UYE OL »

(Resûlüm!) De ki: (Kulluk ve) yalvarmanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin? (Furkan 77.)